Musibetzede mükâfat ister” kuralına göre, gerek doğumla birlikte, gerekse doğum sonrası özürlü olan kişi, zihinsel özürlüyse zaten sorumlu değil, İlahî mükâfatı peşinen hak etmiştir; fakat bedensel özrü varsa, sabretmesi, şükretmesi, isyana varmaması, şikâyet etmemesi kaydıyla imanına ve ameline göre bir mükâfat alacaktır.
Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
(Ey mü’minler! İtaat edeni isyan edenden ayırt etmek için) andolsun ki, sizi hem biraz korku ve açlıkla hem de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. (Ey Resûlüm!) Sabredenlere (lütuf ve ihsanımı) müjdele! Öyle ki onlar, kendilerine bir bela geldiği zaman ancak: “Biz Allah için (teslim olmuş kullar)ız ve elbette biz, (yine) O’na döneceğiz.” derler.
(Çünkü gelen her türlü afet ve musibet, Allah’ın bilgi, irade ve takdiri dâhilindedir. Sabretmek ise, insanın Allah’ın takdirine boyun eğmesi ve günah teşkil eden arzularına engel olmasıdır.)
(Bakara-155-156)