|
|
 |
« : Haziran 13, 2010, 11:59:55 ÖÖ » |
|
Bir sabah uyandığımda, yüzünü hayal etmekten eskittiğim sevgilinin, hoş bakışını görmek coşkusuyla doldurmuştum içimi… Tam her şey düzelmiş derken, gizli ve karanlık bir köprüden geçip, sevgiliye giden yolda, yine yapayalnız buldum kendimi… Sadece değdirsin istiyordum parmak uçlarını,yüreğimin en hassas noktasına, oysa kimse görmese bile, aşkımın baş harfleri, aşkımın gücü gibi büyüktü. Anılarda seni özelleştirip güzelleştirirken, yıllardan arta alan bir filmin, her bir karesini binlerce kez ezberden izler gibiydim. Sen bu filmin başroldeki yıldızı, belki senaristiydin… Her zaman yanımda, yakınında olsun, gülümsediğinde, içimdeki buz dağları erisin, güneşin son ışıkları batmasın istiyordum, olmadı, olmadı, olamadı… Ağacından yeni kopmuş bir dalın, solmuş çiçeği gibi, yine yerlerde süründüm, yüreğim paramparça, denizlere sığamadım, çöllerde dolaştı yelkenli gemilerim… Soğuk bir kış günü yuvasından yere düşmüş, kanadı kırık yavru bir kuşun, gök yüzüne uçmak özlemi gibi, artık doğan güneşin ışığı fersiz, günün aydınlığı renksiz, öyle bir geceki… zifirden daha siyah, kör karanlık ve dipsiz… Ceplerimde yalnızlığın çalıntı eşyaları, içimde alaca karanlığın sessizliği, gökyüzünden fırlayan bir şimşeğin, kaçarken bıraktığı aydınlık var… Cümleler yokuş yukarı tırmanıyor, kelimeler yoruluyor artık dudaklarımda, kendimi kimsesizliğin iplerine asıyorum, çünkü sen yoksun ve bir daha da olmayacaksın…Ama ne olursa olsun, içimdeki sessiz çığlık, biran bile susmayacak ve senden hatıra kalan o teninin kokusu, yaşadığım müddetçe, üzerimde kalacak… İnsanlar neden, bu kadar yorgun, yüzleri solgun ? onlar da gerçek bir dost mu bulamamışlar ? dost,dost,dosttt…sanki bilinmez bir alemde, yepyeni bir kelime. Halbuki bilmezler ki, tam kaybolduğunu sandığın bir anda, sevginin kollarında yeniden doğar insanlar…Sevmek ve sevilmek, insanların görmek istediği en güzel rüya değil mi?...Ben sevdiğim zaman, damar, damar olur bedenim, ruhumdan bir anda kıvılcımlar yükselir, ömrü sadece bir güncük olan, yüzlerce, binlerce kelebekcik olurum, kanatlarıma milyonlarca renk düşer, sadece bir çiçeğe uğramasam, belki hatırı kalır, darılır küser diye düşünür, aylarca kahrolurum… Yağmur, bulut ve şimşek, başımda süs olurken, sevgi ve gülüşüme sığdırdığım insan sıcaklığımla, mevsimleri değiştirir, hıçkırığı gülüşe, hüzünleri sevinçlere döndürürüm. En yorgun kelimeler inerken yeryüzüne, yüzümde bir gülümseme, içimden kahkaha atasım gelir. Bilmediğim bir ülkenin ve bilmediğim bir semtinin ara sokaklarında, uçar gider bedenim gökyüzüne ulaşır, yıldızların ortasında, aşkın oyun bahçesinde ruhlarımız buluşur…
N.Gökhan SONSEL
|