engelsiz düşler...
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 08, 2010, 04:30:09 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ara:     Gelişmiş Arama
"Engel; elde, ayakta, gözde, dilde, kulakta, ve zihinde değildir. Her ne kadar engelliler denilse de onlara asıl özür, onları göremeyen gözlerimizde, koşmayan ayaklarımızda ve uzanmayan kollarımızdadır."
2006 Mesaj 1067 Konu Gönderen: 268 Üye
Son üye: engel yoktur
* Ara Ana Sayfa Yardım Ara Giriş Yap Kayıt
+  engelsiz düşler...
|-+  Edebiyat, kültür ve sanat
| |-+  Yürek Esintileri
| | |-+  "Hayatta kalışıma şaşıyorlar, sanki hayatta şaşılmayacak bir şey varmış gibi..."
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: "Hayatta kalışıma şaşıyorlar, sanki hayatta şaşılmayacak bir şey varmış gibi..."  (Okunma Sayısı 593 defa)
aydemirnur
Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 77


Kül mü olayım yoksa içten içe bir kor mu?


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 03, 2010, 02:41:01 ÖS »

Engelimi fikirlerime hiç bir zaman engel olarak görmedim elhamdülillah. Bunu
çocukluğumda ALLAH ile kurduğum arkadaşlığımda öğrendim, O'nu buluşumda.
Elhamdülillah, rahimlerde bize dilediği şekli verene elhamdülillah. Bana sabrı
öğreten bedensel engelim oldu. Sabrın gücünü imanımdan aldım. Hastalığımdan dolayı
çocukluğumdan beri geceleri pek uyuyamam. Çocukluğumda gözlerimi tavana dikerdim ve
dünyayı düşünürdüm.

Dünya...

Gözlerimle dünyaya bir daire çizerdim. Evet dünya yuvarlakmış derdim.

Yuvarlağı silerdim yok kalırdı geriye...
Yoku da silerdim, yine yok kalırdı...
Yoku yok edemezdim...

Ben yoklukta Allah'ı buldum.

Yoklukta bulduğum Allah ile arkadaş oldum.

Ailem gece uyurken, gözlerimle tavanı delerek arkadaşım Allah'la buluşurdum ve O'na
ailemin beni iyileştirmek için getirdiği hocaları anlatırdım.

Çocukluğumda bana "Kırk gün şu suyu iç, kırkinci günün sabahında kalkıp annene sen kahvaltı hazırlayacaksın" vaadinde bulunan bazı hocalara çok darılmıştım.

Okul defterime ve yatağımın yanındaki duvara kırk günü saydığım çizgiler çizerdim.

IIIIIIII 1,2,3,4,5,6,7 8...

Kırkıncı gece uyuyamazdım.

Hep bacaklarımdaki gücü yoklardım. "Bir deneyeyim, belki şimdi yürürüm."

Denerdim, denerdim, denerdim...

Harekete geçen bacaklarım değil, sabrım olurdu. Hani demiştim ya ben sabrı engelimde
öğrendim.

Kırkikinci günün sabahı diğerlerinden farksız olurdu.

Yine annem hazırlardı kahvaltıyı.

Bunlari biiir bir anlatırdım Allah'a.

Biraz uzun oldu Senai kardesim, hakkınızı helal edin lütfen. Yazmaya başlayınca
kendimi durdurmakta güçlük çekiyorum.

Dua edin inşaallah benim için. Her yıl giderek güçsüzleşen bedenimdeki arta kalan
kıpırdayışların hakkını vermeye çalışıyorum.

GÜLSEREN MİRİCİ

(*) Gülseren Kardeşimle yenilerde tanıştım; yukarıdaki satırları "yazı olsun" niyetiyle değil, içten bir mektup olarak yazdı. İzin alarak yayınlıyorum. Tekerlekli sandalyede ve sadece bir kolu (o da kısmen) çalıştığı halde, kimselerin yapamadıklarını yapıyor. Almanları hayran ediyor kendine. Hiçbir şekilde, bir ima ile bile olsun engelliliğin mazeretine sığınmıyor. Yazının başlığını ise son Duisburg ziyaretimdeki sohbetimden alıntıladım. Ablasının da kendisinin rahatsızlığını yaşaması nedeniyle vefat ettiğini ama kendine bu rahatsızlık nedeniyle biçilen kısa ömrü fazlasıyla aştığını kaydederken söyledi. Çok güzel bir sözdü...

senaidemirci.net
Logged

Bir hüzne dolanır yüreğim,
Suskunluklarım birikmiş sanki kalabalık bir bekleyiş var dilimin ucunda
Konuşmaların kar etmediğini hesaplayıp susturdum belki yüreğimin ilmeğinden geçen her heceyi
Usturuplu bir mutluluğa çileyi katan yüreğimdi belki...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!